Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
09 Mart 2010, 18:43:05
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
Gönderen Konu: MENSUR ŞİİR ve ÖZELLİKLERİ  (Okunma Sayısı 1011 defa)
GaSpiRaLi
Yönetici
Kahraman Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 955


« : 04 Mart 2009, 07:27:36 »

MENSUR ŞİİR ve ÖZELLİKLERİ

MENSUR şiir duygu , düşünce ve hayallerin şiirde görüldüğü incelikte anlatan ancak ölçüye ve uyağa bağlanmayan bir düz yazı türüdür.

Türk edebiyatında mensur şiire mensure adı verilmiştir.bu tür yazılarda iç ahenge şiirde olduğu gibi önem verildiği için cümleler çokluk dilbilgisi kurallarına bağlı kalmaz.

mensur şiir türü 19. yy ikinci yarısında Fransa’da doğmuştur.


“Mensur şiir” adı, 1886’da Halid Ziya’nın Hizmet gazetesinde yazdığı ve daha sonra “Mensur Şiirler” başlığıyla topladığı örneklerle karşımıza çıkmaktadır.

Servet-i Fünun ve Meşrutiyet yıllarında da bu adlandırma yaygınlık kazanmıştır.

. Türk edebiyatı, Tanzimat’ın ikinci kuşak sanatçılarının elinde sosyal yarar peşinde koşmaktan uzaklaşarak, bireysel ihtiras ve ıstırapların ifade aracına dönüşür. Şiirin biçimindeki asıl bilinçli yenilik de bu kuşağın eseridir. Özellikle; renkli, sorunlu, karmaşık iç dünyasını bir kalıba sokmakta zorlanan Abdülhak Hamit’in yaptıkları “bir biçim ihtilali” olarak değerlendirilir. Recaizade Mahmut Ekrem, Ta’lim-i Edebiyat, Takdir-i Elhan, III. Zemzeme Mukaddimesi ve diğer teorik yapıtlarında yeni edebiyatın estetiğini hazırlar.

Sanat yaşamının ilk yıllarından itibaren mensur parçalar kaleme alır, düzyazı-şiir çevirileri yapar. Bu dönemdeki sanatçıların yenilik arayışlarının, bunu destekleyen teorik söylemlerin ve edebi çabaların arkasında, kuşkusuz Fransız edebiyatı vardır.

Fransız edebiyatında “sanatkârane düzyazı” anlamına gelen ve “prose poetique” adıyla anılan bazı yapıtlar kaleme alındıktan sonra, edebi bir tür olarak düzyazı-şiirin ilk örneklerine “poeme en prose” adıyla Aloysius Bertrand’ın 1842’de yayımlanan “Gecelerin Gaspard’ı” başlıklı yapıtından itibaren rastlanmaya başlanır. Bertrand’ı, Maurice de Guerin’in “Le Gentaure” ve “La Bacchante” adlı ürünleriyle izlemesi, bu dönemdeki Fransız şairlerin dikkatinin bu yeni tür üzerinde toplanmasına zemin hazırlar. Çok geçmeden, Charles Baudelaire “Küçük Mensur Şiirler”, Arthur Rimbaud “Renkli Gravürler”, “Cehennemde Bir Mevsim”, Stephane Mallarme “Hezeyanlar” adlı yapıtlarıyla öne çıkarlar. Tür, Fransa’da kimliğini bulduktan sonra diğer Batı edebiyatlarına da yansır. Pek çok araştırmacı, özellikle mensur şiir çevirilerinin, düzyazı-şiir türünün Türk edebiyatında doğup gelişmesinde büyük bir etkisi olduğunda görüşünde birleşmektedir.


1980’lerde Batılı şairlerden yapılan düzyazı-şiir tercümelerinin de şefaatiyle, ayrıca iç dünyaların ifade edilme çabasına denk düşen bir tür olarak gündeme gelir düzyazı-şiir. Şükrü Erbaş, Ahmet Erhan, Kemal Özer, Hüseyin Ferhad, Semih Baylan, Salih Bolat, Ali Cengizkan, Engin Turgut, Hasan Öztoprak, Necat Çavuş bu bağlamda şiirler yazan isimlerdir.


Düzyazı-şiir konusu, esasen bir sorun ya da güçlü / kalıcı bir eğilim olarak gündeme gelmemiştir bizde. Kimi başarılı çabaların ve örneklerin yanı sıra, özellikle 80 sonrasında, şiir ortamındaki genel ölçüsüzlük ve disiplinsizlik eşliğinde karşımıza çıkmıştır. Günümüzde her şeye şiir olarak bakma eğiliminin arttığını görüyoruz zaten. Hem görsel boyutun, işi geometrik şekillere hatta harflere kadar götüren deneysel arayışların öne çıkışı hem de dille ilgili zevk değişimi, geniş bir ölçekte değerlendirilmesi gereken bir sorunlar yumağı oluşturmaktadır. Bu alandaki çeşitlilik, bir kriter krizi mi doğurmaktadır, bir imkân olarak mı önümüzde durmaktadır? Şiirin özgürleşip yenilenmesi de kötürüm ve kekeme bir hale bürünmesi de bu soruya aranacak yanıtla ilintili olarak karşımızda durmaktadır.
Logged
GaSpiRaLi
Yönetici
Kahraman Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 955


« Yanıtla #1 : 04 Mart 2009, 07:34:17 »

Servet-i Fünun Döneminde Mensur Şiir 

mensur şiir mensur şiirin özellikleri
"Mensure" olarak da bilinir.
"Mensur şiir" düz yazı ile şiirsel, şairane söyleyişin amaçlandığı bir düz yazı türüdür.
Mensur şiirler başlıkları olan, bağımsız, kısa ve yoğun yazılardır.
Mensur şiir, şiirdeki arayıştan doğmuştur; ama öncelikle düz yazıdır. Bu metinler bireysel duygulanmaların ortaya konduğu şairane ürünlerdir. Mensur şiirlerde iç ahenk vardır. Tasvir ve çözümlemelere önem verildiği için uzun cümleler tercih edilir. Ünlemlere ve seslenişlere yer verilir.
Mensur şiirde şairane konular, şairane bir üslupla işlenir.
Mensur şiir 19. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkmıştır. Fransız edebiyatı şairlerinden C. Baudlaire ve S. Mallerme'in mensur şiirleri vardır.

Fransız edebiyatından yapılan mensur şiir çevirileri, bu türün Türk edebiyatında doğup gelişmesinde etkili olmuş­tur. Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit'in mensur şiir denemeleri olmuştur.

Mensur şiirin isim babası ve türün Türk edebiyatındaki ilk temsilcisi Halit Ziya Uşaklıgil'dir. Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlanan Aşkımın Mezarı adlı yazısı mensur şiirdir. 1891'de "Mensur Şiirler" ve "Mezardan Sesler" başlığıyla mensur şiirlerini yayımlamıştır.

Servet-i Fünun döneminde mensur şiir türü yaygınlaşır. Halit Ziya'yı Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Celal Sahir, Faik Ali gibi isimler izler.

"Siyah İnciler" adlı kitapta Mehmet Rauf'un mensur şiirleri vardır. Bu eser oldukça başarılıdır. Daha sonraki dönemde Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, mensur şiir türünde Okun Ucundan ve Erenlerin Bağın'dan adlı eser­leri vardır.

Mensur şiirin, şiirle birtakım benzer yönleri vardır. Her iki türde de ahenk önemlidir. Kelimeler bir ahenk oluştura­cak biçimde seçilir ve dizilir.

Her iki türde de şairane, duygusal konular işlenir; temalar benzerdir. Dil ve üslup yönünden benzerlik vardır; dilin doğru ve güzel kullanımı iki türde de önemlidir. Edebi sanatlar her iki türde de kullanılabilir. Şiirde kafiye vardır, mensur şiirde de iç kafiyeler olabilir.

Mensur şiirle şiirin farklı yönleri de vardır. Mensur şiirde vezin (ölçü), kafiye, dize (mısra) yoktur. Şiirde dörtlük, beyit, bent gibi nazım birimleri vardır; mensur şiirde böyle birimler yoktur.
Logged
GaSpiRaLi
Yönetici
Kahraman Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 955


« Yanıtla #2 : 04 Mart 2009, 07:37:12 »

Erenlerin Bağından (Mensur Şiir Örneği) 


Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefasız. Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Kadere boyun eğmek güç, isyan tehlikeli, felek hiç acımayacak mı? Heyhat, aziz dost, onu döndüren kara bahtın kasırgası...

 

"Bahçeler bozuldu, yuvalar dağıldı, yollar silindi, cihan viran oldu." Yaşlı gönül şimdi böyle diyor; her şeyi kendine eş görüyor. Bu da yanlış duygulardan biri... Cihan ne vakit bayındır idi? Bahçelerde ne vakit güller açtı? Ne vakit yuvalarda bülbüller öttü? Yollardan ne vakit yârlar geldi? Umduk, bekledik, düşündük. Hangi şey umduğumuza uygun düştü? Gördüğümüz düşündüğümüze benzedi mi? Ge­lenler beklediğimize değdi mi? O mutlu ve yüce saat hangi saatti ki, içinde iken "Geçme! Dur!" diye haykırdık? Hiçbiri, aziz dost, hiçbiri! Belki hepsini geçsin gitsin diye bekliyorduk; çünkü onlar birbirin­den çirkin, birbirinden yararsız saatlerdi. Kimi bir damla gözyaşıyla, kimi tek bir "Eyvah!" ile kimi bir esnemeyle, kimi yalnız susmayla dolup gitti. Onlar birer birer yeniden gelsin ister misin? Hayır, hayır, hayır; değil mi?

 

Şimdi kalbimiz boş, başımız doludur. Ağzımızda zehir, gözlerimizde ateş var; tatsız bir içki sersemliği içindeyiz. Ve artık yolun ortasını geçtik ve saçlarımızda aklar akları ve alnımızda çizgiler çizgileri do­ğuruyor. Ve ellerimiz, dizlerimiz titriyor ve önümüzdeki ufuklardan yok olma havası esiyor. Söyle, gençliğini ne yaptın? Söyle, gençliğimi ne yaptım?

 

Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC